Ekmek nedir?

İnsanların önemli bir besinidir. En çok buğday unundan yapılırsa da, mısır, çavdar gibi başka unlardan da yapılır. Ekmeğin tarihi çok eskidir. M. O. 3.500 yılında Mısır'da, Teb şehrinde ekmek yapıldığı bilinmektedir. Mısır'da ekmek yapma sanatı, hemen hemen bugünkü kadar gelişmişti. Eski Yunanlılar ve Romalılar da ekmek yapmasını Mısırlılardan öğrenmişlerdir. Ortaçağ'da derebeyler köy ortasında tuğladan fırınlar yaptırarak adamlarının ekmek ihtiyacını karşılamışlardır. Ekmek ucuz bir besin olduğu halde, sağlanması her zaman kolay olmamıştır. Ancak 20. yüzyılın başından itibaren ekmek davası kısmen halledilebilmiştir. Savaş yıllarında ilk akla gelen, halkın ekmeğini sağlamak olmuştur.

Ekmek, karbonhidratı ve B1 vitamini bol bir besindir. İçinde demir ve diğer çeşitli vitaminler de vardır. En lezzetli ve halk tarafından en çok aranılanı, buğdaydan yapılan ekmektir. Ekmeğin yapımında binlerce çiftçi çalışır, buğday yetiştirir, buğday değirmenlere nakledilip, ilkel veya modern usullerle öğütülür, un halini alır, sonra hamur haline getirilip, ekmek olarak pişirilir. Bugün yenilen ekmekler, mayalı ve mayasız olmak üzere ikiye ayrılır. Mayalı ekmek hafif, içi delikli, kolay kabaran ve lezzetli ekmektir. Mayasız ekmek kabarmaz, kuru ve sertçe olur.

ekmek

Ekmeğin tarihi, ilkel insan dönemine kadar uzanmakta olduğunu göstermektedir. Tahılları yenilebilir, kolay çiğnenebilir hale getirmek için taşlar arasında öğütüp, içine su katarak bir kaya üzerinde ateşte pişirdiği zamanlardan gelmektedir. Mısırlılar için bu oldukça önemli bir konu olma özelliğini taşımaktadır. Ölümlerden sonra, hayatın devam edeceğine inanan Mısırlıların, ölenlerinin mezarlarına ekmek koyarak, diğer hayatlarında da bundan mahrum kalmalarını engelleyeceklerine inanırlardı. Ayrıca, ekmekçilikte uzmanlaşan Mısırlılar, zaman içerisinde farklı türdeki unlarla birlikte, ekmek somununu sanat yapıtı şeklinde işlemekteydiler.

Mısırlıların ihraç ettiği ekmekleri alan Yunanlılar için, bu süreçten sonra ekmekle haşır neşir olma dönemi başlamıştır. Zaman içerisinde, Yunanistan ve Roma İmparatorluğu?nun başlıca gıda maddesi haline gelmiştir. Katkı maddelerinin ( yumurta ve yağ) eklenmesiyle birlikte, ekmek lüks tüketim ürünü olmuştur. Beyaz ekmekler zengin burjuva kesimin, daha tatsız ekmekler ise fakirlerin tükettiği bir ürün haline gelmiştir. Roma?da haklı memnun etmek için kullanılan başlıca unsur ise, dağıtılan ekmekler olmaktadır.

Ortaçağ Avrupası?’nda Normanlar ekmekçiliğe farklı bir bakış açısı getirmiş ve ekmekçilikte çavdar kullanmaya başlatarak, yorgan altında fermente etmiştir. İsveçliler una “ren geyiği kanı”, Fransızlar “öküz kanı” katmışlardır. Zaman içerisinde fırıncı loncaları kurulmuş ve bu loncalar, ekmekçilikle uğraşan fırıncıları hem denetleyen, hem de dürüst olanları gözeten kurumlar olmuştur. Ekmek mahkemeleri, ilk olarak İngiltere?de kurulmuştur. Böylece, İngiltere için, yüzyıllar boyunca ekmeğin gramaj ve fiyatını tespit etme imkanı sunmuştur. 1835?’te, Caignard de Latour, Scwann ve Kutsing gibi bilim adamları, mayanın canlı bir organizma olduğu kanaatine varmışlar ve bu mayanın adına 1838?’de Meyer tarafından ?Saccharomyces cerevisia ? denmiştir. 1859’?da ise, Louis Pasteur tarafından, mayanın fermantasyona yol açan mikroorganizma olduğu ortaya konmuştur.

ekmek

1870?’lerden sonra yaş maya üretimi başlamıştır. Günümüz tarihlerine yakın zamanda ise ekmek katkı maddeleri geliştirilmiştir. Bu tüm gelişmeler sonucunda, ekmekçilik her geçen gün ilerleme kaydetmiştir. Çünkü ekmeğin gelişim süreçleri ile insanoğlunun, kültürlerin ve toplumların gelişim süreçleri birbirine paralel ilerlemektedir. Ekmek yapımında kullanılan un, yani aksi belirtilmedikçe akla ilk gelecek olan buğday unu, temizlenmiş ve tavlanmış (taneyi öğütmeye elverişli hale getirmek için, nem düzeyini ayarlayabilmek için taneye su verme işlemi) buğdayın öğütülmesiyle elde edilen yarı işlenmiş bir gıdadır.

Un kalitesi, ekmeğin kalitesini etkilemede neredeyse en önemli unsurlardandır denebilir. Un kalitesi, genellikle unun ve hamurun ölçülebilir nitelikteki fiziksel, kimyasal ve teknolojik özellikleri ile tahmin edilebilmektedir. Burada karşımıza çıkan ve çokça karıştırılan bir unsur, unun kaliteli oluşuyla kuvvetli oluşudur. Bu iki kavram birbirinden oldukça farklı olup, kuvvetli kavramı ekmekçilikte proteinin miktar ve kalitesiyle ilişkilidir. Kaliteli oluşu, kuvvetli oluşunu da kapsamaktadır. Yani, unların rengi, protein miktarı, protein kalitesi, su çekme özelliği, yoğurma ve fermantasyon toleransı, hamurun kabarmasını sağlayacak olan gaz meydana getirme kabiliyeti, glüten miktarı vb. unsurlar, unların kalitesini gösteren başlıca kriterlerdir.

Başlıca Türk ekmekleri

Somun: Fırında, açıkta pişirilir. Tava ekmeği de bu cinstir.

Francala: Hiç kepeksiz, düşük randımanlı undan yapılır.

Pide: ince, yuvarlak ve oval şeklinde yapılır. Bazılarının üstüne yumurta sürülür.

Tayın: 95 - 88 randımanlı unlardan yapılan, vitamin bakımından zengin asker ekmeğidir.

Ayrıca bunlardan başka tepsi ekmeği, yufka ekmeği, tandır ekmeği, fodla ve peksimet de, Anadolu'da yapılan ekmeklerdir. Memleketimizde ekmek fiyatlarını ve çeşnisini belediyeler tespit eder. 100 kilo Türk buğdayı, ortalama 140 kilo ekmek verir. Türkiye'deki ekmek fırınları ise, basit ve mükemmel fırınlar olmak üzere ikiye ayrılır. Basit fırınlar düz, ağıza doğru hafifçe meyilli, ateşe dayanıklı bir zemin üzerine yapılmış, kubbeli bir tavan ve bacadan ibaret, kapalı bir yarım portakal şeklindedir. İçinde odun yakılarak veya ağızdan alev püskürtülerek kızdırılır. Mükemmel fırınlarda ise sıcaklık kömür, gaz veya elektrikle dışarda sağlanır. Sonra borularla fırının içine verilir. Ekmeği el değmeden elektrikle işleyen makinelerle yapan yerlere de «ekmek fabrikası» denir.

Sözlükte "ekmek" ne demek?

1. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak ya da gömmek; bir şeyin başlamasına yol açacak nedenleri hazırlamak.
2. Toprağı ekip biçmek için kullanmak; birini uydurma bir nedenle bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak.
3. Serpmek; (para için) boşuna harcamak, ziyan etmek.

Cümle içinde kullanımı

Bizim otobüs onları ekti.

Ekmek kelimesinin ingilizcesi

n. bread
v. sow, plant, crop, inseminate, set, set out, sprinkle, tame